26 Mart 2010 Cuma

Yüz Tipnize Göre Estetik

Gönderen Musa'nın Videoları zaman: 01:57 0 yorum
Estetik

Ancak gülüş tasarımında en başarılı sonuç, yüzyıllar öncesinden tüm göze hoş gelen objelerin üzerinde varlığı kanıtlamış en yeni yöntem “altın oran” ile elde ediliyor. Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Diş Hastalıkları Bölümü’nden Dr. Dt. Ezel Yıldız Elmas gülüş tasarımı hakkında bilgi verdi.


DNA Molekülünde Dahi Altın Oran Gizli

Doğanın, dişlerin veya sanatın güzelliğini araştırmak istediğinizde ortak bir prensiple karşılaşırsınız. Bu ortak prensip evrensel bir ideal oranın olduğudur. Bir sanat objesinin iyi veya kötü oranlı olduğu, bir yüzün çok uzun veya kısa, oransız göründüğü konusunda kolayca anlaşmaya varırız. İlk çağlardan beri bilinen bu sihirli bağlayıcı oran, güzellikle ilgili bir fenomen olan ‘altın oran’ın ta kendisidir. Altın oran vücudun her bölgesi ve hatta çevremizde estetik olarak algıladığımız her canlı ve cansız varlıkta da gözlenebilir. Beğendiğimiz bir film yıldızında, kelebekte, papağanda, DNA molekülünde, hatta sevdiğiniz bir arabada bile altın oranlar gözlenir. Oran, genellikle büyükle küçük arasındaki ilişkiyi ifade eder. Gülüş tasarımında altın oranı kullanmak kaçınılmazdır.

Gülüşünüz Altın Oranlar Hesaplanarak Tasarlanıyor

Yüzdeki tüm organlarla dişler arasında bir uyum ve ölçek oranı vardır. Bu oranlar sadece dişlerin genişliğini kapsamaz aynı zamanda dudaklar ve ağız dikey yüksekliğini ve buna bağlı yüz yüksekliğini de kapsar. İnsan yüzündeki estetik algılama birçok organın uyumuna bağlıdır. Ancak çoğunlukla güzel ve içten bir gülümsemenin şekilli bir burundan çok daha pozitif bir etki oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Yöntem Yeni, Sırrı Yüz Yıllar Öncesinden

Üst ön dişler estetiği belirlemede önemli rol oynar. Yüzdeki birçok organla orantısı olan bu dişler aynı zamanda alt üst çene arasındaki ileri geri ilişkiyi de belirler. Bu dişlerin eksikliğinde rehber olarak yüzün ve ağzın diğer organları alınır.

Altın oran ilk kez MÖ. 500 yılında Pisagor tarafından tanımlanmıştır; ancak altın oranın altın oran dikdörtgenini kullanarak kumpas ve cetvel ile nasıl belirleneceğini MÖ 300 yılında Öklid göstermiştir. En basit şekliyle altın oranı, düz bir çizginin altın oran pergeli ile bir büyük bir de küçük parçaya bölünmesi şeklinde algılayabiliriz.

Ağrısız ve Pratik Bir Uygulama

Diş hekimi sadece gözlem ve kayıt alma şeklinde gerçekleştirdiği muayene ile kişiye özel altın oranları belirler. Dünyada estetik görünüme sahip binlerce ağız üzerinde yapılan ölçümler belirli sabit değerlerin ağız ve yüz denkleminde ortaya çıktığını gösterir. İşte bu sabit değerler, dişler için de aynıdır ve altın oran olarak tanımlanır.

Gülüş tasarımında altın oran hesaplaması, hastanın yüzünde ve dişleri üzerinde birtakım özel ekipmanlar sayesinde gerçekleştiriliyor. Uygulama yalnızca diş kliniğinde yapılabiliyor, kolaylığı, kişiye ağrı ve acı hissettirecek herhangi bir müdahalede bulunulmaması ve pratikliği ile dikkat çekiyor.

Altın Oranla Planlanmış Estetik Bir Gülümsemede Değerler

Altın orana göre yan kesici dişler 1 birim kabul edilirse, üst ön kesici dişin yan kesici dişten 1, 618 oranında büyük olduğu görülür.

Yan kesici diş diğer yanında bulunan köpek dişinden 1,618 kat daha fazla gülümseme sırasında görünür.

Aynı şekilde köpek dişi 1,6718 oranında fazlaca 1 küçük azı dişinden fazla görünmelidir.

Üst ön 6 kesici dişin, alt ön kesici dişlere oranı da aynı rakamı vermektedir.

Her diş kendi içinde kıyaslama yapıldığında aynı rakama ulaşılır. Gözün uzunluğu ile gülümseme sırasında ortaya çıkan mesafe oranlandığında da aynı rakama ulaşılır.

Aslında ulaşılan bu oran vücudun, yüzün hatta dişlerin arasında yapılan ölçümlerden elde edilen bir sabittir. Önemli olan yüzde bu tip oranların varlığıdır. Kişi veya hekim estetik bir gülümseme için ne kadar kişisel bilgi birikim ve değerlendirmelerini kullansa da bu durum kişisel değil, aslında matematikseldir. Doğru uzunlukta dişler yapılarak doğru mesafe oranlarıyla çalışılarak kişinin kendi üzerindeki estetik algısı ve beklentisi risksiz şekilde planlanır.

Ölçüm Pergeli ile Bilgisayarlı Tasarımlardan Çok Daha Başarılı Sonuçlar Elde Ediliyor

Bu ölçümler her ne kadar bilgisayar ve fotoğraf üzerinde yapılabilse de; en sağlıklısı, kayıtların hasta ve hekimin yüz yüze, özel ölçüm pergelinin kullanılması ile elde edilen şeklidir. Bu ölçümleri diş hekimi ve diş hekimliği teknisyeni değerlendirir ve kişiye özel gülümsemeyi dizayn ederek, “yeni gülüş” diş hekimi tarafından hastanın onayına sunulur.

Mock- Up İle Yeni Gülüşünüzü Önceden Görmeniz Mümkün

Ortaya çıkacak olan yeni gülüşünü kişi hayal etmekte zorlanabilir. Bu konuda güvensizlik ve huzursuzluk yaşayabilir. Böyle durumlarda operasyona başlamadan diş rengindeki malzemelerle mock-up (geçici model) çalışması yapılır. Mock-up ile kişinin dişlerine dokunulmadan, bittiğinde nasıl bir görünüm vereceği kabaca belirlenmiş olur. Kişi dilerse tedaviye karar verir ya da tedaviden vazgeçebilir.

Yuvarlak Yüze Uzun, Uzun Yüze Oval Diş

Gülüş tasarımına başlarken tüm ölçümlerin altın oranlara göre belirlenmesi sonra kişinin yüz tipi, cilt rengi, yaş ve cinsiyetine bağlı kriterlerin değerlendirilmesi gerekir. Genellikle kare veya yuvarlak yüzlü kişilerde diş formları kare veya yuvarlak, uzun yüzlü kişilerde diş formları da uzun olur. Klasik diş hekimliğinde bu benzerlikler korunmaya çalışılarak restorasyon yapılır. Bazen estetik yönden bir şeyleri değiştirmek istediğinizde bu benzerlikleri tersine çevirerek farklı ifadeler veren diş yapıları ile elde edilebilir. Örneğin uzun yüzlü bir kişiye dikdörtgen formda uzun dişler yapılırsa yüzü olduğundan da uzun görünebilir. Böyle kişilere oval veya daha geniş formlar denenerek yüzdeki hoş olmayan uzunluk kamufle edilebilir. Yine yuvarlak yüzlü bir kişiye daha ince uzun formda dişler yapılarak yüzünün daha ince görünmesi sağlanabilir. Ancak unutmamak gerekir, tüm bu işlemler yüzde yapılacak ölçümlere ve altın oranlara göre planlanmalıdır.

Sert Yüz İfadesi Dişlerle Yumuşar

Sert ifadeli bir bayan yüzü dişlerin şekli değiştirilerek yumuşatılabilir ya da çocuksu ve masum ifadeli erkek yüzü diş şekilleri değiştirilerek ifade daha maskülen hale getirilir. Arzu edilen sonuçlara ulaşabilmek için erkek ve bayan dişleri arasındaki boyut ve şekil farklılığını doğru kullanmak gerekir.

Yükseklik Kısa Olursa Kişi Yaşlı Gözükür

Güzel bir gülümsemeyi hedefleyen gülüş estetiğinde ağzın dikey boyut yüksekliği önemlidir. Dinlenme halinde alt çene ve üst çene arasındaki mesafe ağız yüksekliğini belirler. Bu yükseklik yetersiz ise dudaklar büzüşür, kişi olduğundan daha yaşlı gözükebilir. Bu yüksekliğin fazla olması da dişlerin normalden fazla görünmesine sebep olur ve estetiği bozar.

Tamamen dişsiz olan kişilerde çiğneme düzlemini oluşturmak oldukça zor ve önemli bir işlemdir. Doğru planlanmış bir protez tasarımında hasta yaşına ve cinsiyetine uygun güzel bir gülümsemeye sahip olurken; istediği gıdayı rahatça tüketebilir, çiğneme kalitesi artar.

Gülüş Tasarımı ile Kişi Gençleşir, Ama Estetik Müdahale de Gerekebilir

60 yaşındaki bir bayan veya erkekle, 25 yaşındaki bir bayan ya da erkeğe standart bir gülüş tasarımı yapılamaz. Dişlerin boy ve oranları yaşa bağlı değişir. Unutmamak gerekir ki dişlerin şekil ve uzunlukları ile kişinin gençleşmesi mümkündür ancak 60 yaşındaki bir yüze 25 yaş dişleri yerleştirilemez. Mutlaka bu tip hastalarda estetik cerrahisi ile cilt, dudak, yanak, çene altı ve göz çevresi desteğine de ihtiyaç duyulacaktır. Böyle durumlarda estetik cerrahla diş hekimi birlikte de operasyonlara girmektedir.

Yüz Estetiği Oranları Kişinin DNA’sı gibidir, Herkeste Farklılık Gösterir

Bu bir illüzyon değil aslında rakamsal gerçektir. Size özel gülüş tasarımı standart diş yapımını engeller, size özel altın oranların belirlenmesi ve uygulaması ile sağlık ve görselliği bir arada barındırır. Dünyada gülüş tasarımı uygulamaları hasta açısından maliyetli, hekim açısından ise risklidir. Ancak Türkiyede de altın oranların uygulanması hasta hekim arasındaki ilişkiyi daha net ve memnuniyeti yüksek hale getirecektir.

Gülüş Tasarımında Kullanılan Yardımcı Teknikler Nelerdir?

Diş hekiminiz planlanan gülüş tasarımını aşağıda kullanılan yöntemlerle hayata geçirir.

Porselen laminat venerler: Dişlerin üst yüzeylerine yapıştırılan ince poselen yapraklar, estetik diş hekimliğinde en çok kullanılan tekniktir. Dişten çok az madde kaldırarak ya da hiç madde kaldırmadan restorasyon uygulanmaktadır. Bu sayede mevcut diş dokusu korunur, sistem ışığı ideal yansıtabildiği için görüntüyü doğal dişten ayırmak mümkün değildir.

Beyazlatma sistemleri: Kişinin doğal diş renginin daha beyaz ve ışıltılı olmasını sağlar. Travma, yaşlılık ve çeşitli ilaçlarla meydana gelen kalıcı renklenmeleri ortadan kaldırabilir.

Estetik restorasyonlar: Çürük dişlerin doldurulması ve eskimiş renkleşmiş dolguların yenilenmesi, mineye uyumlu ve aynı renkte gelişmiş kompozit ve seramik (porselen) materyaller ile sağlanır.

Metal desteksiz tam porselen venerler: Dış görünümü ve diş sağlığını geliştirmek amacıyla çok hasarlı ya da daha önceden kesilmiş dişlere uygunlanmaktadır.

Kozmetik düzenleme: Mine plastisisi olarak da adlandırılan işlemde, diş yapısından kaynaklanan şekil bozuklukları, dişlerin mine dokusunda yapılan minimal ve özel aşındırmalarla düzenlenir.

Gülüş Tasarımı Öncesi Doktora Giderken Aklınızda Bulunsun:

• Bir ünlünün fotoğrafı ile diş hekimine başvurmayın. Herkesin yüz tipine uyacak gülüş farklıdır.
• Doktorunuza tam olarak ne istediğinizi çok iyi anlatın ve tüm aşamalarda onunla birlikte karar verin.
• Mutlaka iyi bir merkeze ve diş hekimine gidin.
• Daha önceden aynı işlemi yaptıran hastalarla görüşüp bilgi alışverişinde bulunun.

23 Mart 2010 Salı

Adenomiosis Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Gönderen Musa'nın Videoları zaman: 01:07 0 yorum

Adenomiosisde rahim iç yüzeyinin dokusu olan endometriyal doku, rahimin kastı duvarlarının içinde (duvar dokusunun içinde) büyümeye başlar. Bu oluşuma daha çok doğum yapma çağının sonuna doğru ve çocukların doğumundan sonra rastlanır. Adenomiosis birçok kadın-da hiç semptom göstermez.

Belirtiler

- Adet kanaması süresince devam eden ve yaş ilerledikçe artan, kramp şeklinde sancı;

- Uzayan ve fazla miktarda adet kanaması.

Genellikle alt karın muayenesi sırasında doktor, rahmin büyüdüğünü ve yumuşadığını fark eder. Doktorun bulguları ve yukarıda belirtilen belirtiler bir araya gelince, zararsız olmasına karşın Çok sancı verebilen adenomiosisin varlığı belirlenir.

Tedavi

Eğer menopoz yakınsa, doktor ağrı kesiciden başka bir şey vermeyebilir; çünkü bu sorun genellikle menopozdan sonra kaybolur. Ağrılar çok şiddetliyse ve menopoz da çok uzak görünüyorsa, doktor rahimin alınmasını tavsiye edebilir. http://kadinhastaliklar.blogspot.com/2010/03/adenomiosis-nedir-belirtileri-ve.html

Gebelikte "Hamilelikte" Meydana Gelen Fiziksel Değişiklikler

Gönderen Musa'nın Videoları zaman: 01:04 0 yorum
Gebelikte Meydana Gelen Değişiklikler Nelerdir?

Gebelikte bir kadının vücudunda meydana gelen fizyolojik değişikliklerin incelenmesi, gebeliğin işaret ve bulguları olarak kabul edilen durumlarında bir çoğunu izah eder. Aynı zamanda doğum öncesi takipte de gebe kadının daha sağlıklı değerlendirilmesine de yardımcı olur. Bu değişiklikler sadece üreme organlarında değil tüm vücudun doku ve organlarında kendini gösterir. Gebelik boyunca oluşan fizyolojik değişiklikler sadece üreme organlarıyla sınırlı veya bütün vücudu etkileyen değişiklikler olmak üzere sınıflandırılabilir.

o Rahim :

İçindeki bebeği korumak ve beslemek için ebadı genişlemekte, ağırlığı ise artmaktadır. 57 gram olan normal ağırlığı 900 grama , 8x5x3 cm. olan ebadı ortalama 5 kat artarak 30x23x20 cm.ye ulaşmaktadır. Doğum sırasında bebeği dışarı atabilmek için kas yapısı gelişerek boyları 10 kat, kalınlıkları ise 5 kat artış gösterir. Rahimin kanlanması gebelikte çok artar. Miadında bir gebelikte rahimde 1.5 litre kan bulunur. Rahim belirli bir hızla büyüdüğünden, büyüklüğüne bakarak gebeliğin yaşını tayin etmek mümkündür. Ancak su kesesindeki suyun fazla olması ve ikiz, üçüz gibi çoğul gebelik durumlarında yanıltıcı sonuçlar alınabilir. Sekizinci haftada rahim henüz karından hissedilmez. On ikinci haftada rahim göbeğin altında bir portakal büyüklüğüne ulaşmıştır. On altıncı haftada göbek altının orta kısmına kadar rahim büyümüştür. Çocuk hareketleri bu haftada anne tarafından hissedilebilir. Yirminci haftada rahim göbeğin iki parmak altında, yirmi dördüncü haftada ise göbek seviyesindedir. Otuzuncu haftada ise, karın göbek üstü bölümünün orta kısmında, otuz altıncı haftada en yüksek seviyesine ulaşır. Otuz sekizinci haftada rahim biraz aşağı iner ve anne adayını biraz rahatlatır. Kırkıncı haftada rahim artık doğuma hazır durumdadır.

o Vagina:

Gebelikte artan kanlanma ve renk veren hücreler nedeniyle dış üreme organlarının renginde nispeten koyulaşma meydana gelir ve mavi-mor bir renk alır. Vaginada bol, yoğun ve beyaz bir akıntı ortaya çıkar.

o Kas ve İskelet Sistemi:

Gebe kendini yorgun ve bitkin hissettiğinden uykuya meyil artmıştır ve hareket etmek istemez.

o Cilt:

16 ncı haftadan itibaren karnın alt kısımlarında, baldırlarda ve memelerde gebelik çizgileri denen nedbeler ortaya çıkar. Yeni gebeliğe bağlı pembe-mavi çatlakların yanında geçirilmiş gebeliklere ait soluk, gri renktedir.

o Karın Duvarı:

Karın cildi gerilir, incelir ve parlak bir görünüm alır. Giderek artan çatlaklar oluşur. Karnın orta kısmında koyu renkli bir çizgi meydana gelir.

o Memeler:

Gebelikteki hormonların artmasına bağlı olarak ilk fiziksel değişme memelerde hassasiyetin başlamasıyla kendini gösterir. Gebeliğin 6ncı haftasında memeler büyümeye başlar. Meme başı koyulaşır, uyarı karşısında sertleşmesi artar. Meme başının etrafındaki açık kahverengi alan daha da genişler, sarışınlarda pembeleşir, esmerlerde siyah renge yakınlaşarak koyulaşır.Sıkıldığında meme başından açık renkte bir akıntı gelebilir. Ancak ağız dediğimiz kolostrum yani ilk süt 16ncı haftadan sonra gelir. 8nci haftadan sonra meme başı çevresinde 15-30 arasında küçük nodüller görülür. Salgı bezlerinin ağızlarını oluşturan bu bezlerden çıkan sıvı meme başını yumuşak ve nemli tutar. Meme başı çevresinde meydana gelen koyulaşma doğumdan sonra bir yıl kadar devam edebilir.

o Kalp-Damar ve Akciğer Sistemi:

Gebelik kalbe ek bir yük getirir.Bebeğin oksijen ihtiyacını karşılamak maksadıyla kanın kırmızı kan hücreleri ve kalp atım hızı artar. Özellikle 4ncü aydan sonra annede kansızlık ihtimaline karşı hekime danışılarak kan yapıcı demir ilaçlarının kullanılması gerekebilir.

Normal seyreden bir gebelikte tansiyonda yükselme olmaz hatta sırt üstü yatmaya bağlı olarak normalin altında dahi olabilir. Ancak bazı gebelerde, gebeliğe bağlı yüksek tansiyon ciddi bir sorun olarak kendini gösterebileceğinden tansiyonun sürekli takip edilmesi önemlidir.

Gebelikte, bacaklarda oluşan şişlikler, bacaklar dinlendirildiğinde ve yukarı kaldırıldığında azalır veya tamamen kaybolur. Ancak giderek artan şişliklerde mutlaka hekime müracaat edilmesi gerekir.

o Solunum Sistemi:

Gebelikte oksijen ihtiyacının artmasına bağlı olarak solunum sayısında artma ve derin nefes alma hissi mevcuttur. Radyolojik incelemede hava yollarında bariz bir genişleme görülebilir.

o İdrar Yolları Sistemi:

Gebeliğin normal fizyolojik seyri içerisinde idrar yollarında genişleme ve mesaneye bası nedeniyle az ve sık idrara çıkma gibi belirtiler görülür. İdrar yaparken yanma ve sızlama bulgularının olması idrar yollarında iltihaplanmanın göstergesi olacağından bu gibi durumlarda zaman kaybetmeden hekime müracat edilmesi gerekir.

Link:http://kadinhastaliklar.blogspot.com/2010/03/gebelikte-hamilelikte-meydana-gelen.html

 

Kadın Hastalıkları, Rahim Hastalıkları, Akıntı, Adet Düzensizliği Copyright © 2010 Designed by Ipietoon Blogger Template Sponsored by Online Shop Vector by Artshare

mega holding nedir